Shangri-La Bosphorus İstanbul’un Mutfağında Yeni Bir Dönem
Shangri-La Bosphorus Istanbul’un mutfağında yeni bir dönem başlıyor. Otelin yeni Executive Chef’i, Michelin Guide ve Gault & Millau ödüllü Şevket Cihan, bu görevi kapsamında verdiği ilk söyleşide mutfak vizyonunu Hafta için paylaşıyor. Gault & Millau tarafından Shang Brunch ile ‘En İyi Brunch Mekânı’ ödülüne layık görülen otelin mutfak iddiası, Cihan’ın liderliğinde denge ve güçlü bir mutfak disiplini etrafında yeniden tanımlanıyor.
Akdeniz, Türk ve Fransız Mutfağı Shangri-La’nın Asya Misafirperverliğiyle Buluşuyor
Akdeniz mutfağının yalın yaklaşımı, Türk mutfağının güçlü hafızası ve Fransız mutfağının teknik disiplini, yıllar içinde oluşan mutfak dilimini oluşturuyor. Şangri-La’nın Asya misafirperverliği ise bu mutfağın en önemli tamamlayıcısı. Misafirin ihtiyacını önceden hissetmek, detaylara özen göstermek ve deneyimi sakin bir akış içinde sunmak, hem tabakta hem de servis temposunda önemli. Gösterişten uzak, dengeli ve misafirin kendini rahat hissettiği bir mutfak anlayışını, Şangri-La’nın kalpten gelen misafirperverliğiyle bir araya getirmeyi hedefliyorum.
Her Restoranın Kendi Kimliği Var
Her restoranın kendi karakteri ve hikayesi benim için çok değerli. Misafir, farklı bir mekâna girdiğinde bunu hem atmosferde hem de tabakta hissetmeli. Bu nedenle her restoranın mutfağını, bulunduğu alanın ruhuna ve hitap ettiği misafir profiline göre ayrı ayrı ele alıyorum. Elbette, tüm mutfakların arkasında ortak bir imza var: Ürün kalitesi, mevsimsellik ve sade ama akılda kalan bir lezzet anlayışı. Nerede olursa olsun, misafir Şangri-La Bosphorus’ta yediğini hissetmeli.
Ürünlerin Yerel ve Doğal Olarak Kullanımı
Çatalca ve Silivri hattından gelen sebze ve yeşillikler mutfağın günlük ritmini belirlerken, Şile ve çevresinden gelen doğal ürünler menülerde önemli bir yer tutuyor. Marmara ve Karadeniz’in mevsimsel deniz ürünleriyle birlikte, bu coğrafyanın sunduğu çeşitlilik tabakta kendini doğal bir şekilde gösteriyor. Çevremizdeki yerel üreticilerle ve esnafla çalışmak çok kıymetli. Zeytinyağından bakliyata, süt ürünlerinden tahıllara uzanan bu seçkiyi; Anadolu’nun farklı bölgeleriyle İstanbul’un mutfak hafızası arasında kurulan bir köprü olarak görüyorum.
Michelin ve Gault & Millau Ödülleri
Takdirler beni daha bilinçli ve disiplinli kılıyor. Bu tür değerlendirmeler, yıllarca sürdürülen bir anlayışın ve tekrarlanabilir bir standardın sonucu. Cesaret mutfakta elbette gerekli; yeni fikirler denemek ve kalıpların dışına çıkabilmek önemli ancak bu cesaret, güçlü bir disiplinle desteklenmediğinde kalıcı olamıyor. Gerçek özgürlük, sınırları bildiğinizde ortaya çıkıyor. Yeni görevlerimde de bu dengeyi korumayı önemsiyorum. Gösterişten uzak, sağlam temellere oturan ve her gün aynı ciddiyetle sürdürülen bir mutfak anlayışıyla ilerlemeyi tercih ediyorum.